bebe

Bu yazıya başladığım sırada saat tam 05:00 ve yeni uyandım diyebilirim. Normalde saat 00:00 olduğunda arayan soran olur diye uyumazdım, -ki benim normal uyuma saatlerim bu saatlerdir- ancak her ne hikmetse 22’den sonra yatağıma geçip 23 dolaylarında uyuyup kalmışım bile.

Her neyse, birçok insana göre az bir süre olsa da bugün itibariyle 23 yılı geride bıraktım. Yine birçok insana göre daha gençliğimin baharındayım, ancak klasik olarak “İyisiyle kötüsüyle 23 yıl bitmiş.” diyemeyeceğim. Keza, her ne kadar birçok farklı sebepten farklı boyutlarda mutluluklar yaşamış olsamda bu süreçte çok ciddi ve kötü hanesinde daima yerini koruyacak travmalar, kayıplar yaşadım. Ama her ne olursa olsun dimdik ayakta, mutlu diyebileceğim bir durumda olmak da oldukça önemli.

Zaman geçtikçe insanın olgunlaştığı elbette doğru, ancak bazı insanlar kaderleri gereği daha erken olgunlaşır. Bana da o denk gelmiş. Bu da bazı düşüncelerinin hislerinin değişmesine yol açıyor. Örneğin ben doğum günü kutlamalarını pek aramayan bir insan haline geldim. Tabii bunun sebebi en başta beraberce kutlamak isteyeceğim kişilerin artık bu dünyada bulunmuyor olmaları. Birçok gencin hayali de kep atmak iken daha geçtiğimiz hafta yapılan kep törenine gitmedim bile. Yani, insan olgunlaşırken bazı ritüelleşen önemli tarihlerin kişiye göre önemi de değişebiliyormuş.

Şimdi yeniden artık tam zamanlı işim ile beraber kuracağım/kurmakta olduğum yeni hayatımın ilk doğum gününü geçirmekteyim. Umarım, bu hayatımda açılan yeni sayfada o sayfaya karalayacağım şeyler kalıcı olur.

Bakalım ilk defa İzmir’de, uyuyarak ve tek başıma girdiğim doğum günüm sonrasında bu yeni 24. yılımda neler göreceğim. Şimdiden bu saate kadar kutlamış olan arkadaşlarıma ve Facebook, Twitter gibi sosyal medyadan görüp, gün içinde hatırlayıp veya bu paylaşım vesilesi ile doğum günümü kutlayacak herkese şimdiden en içtenlikle teşekkür ediyorum.

Haydi, kalın sağlıcakla